23 Ekim 2013 Çarşamba

Bit Palas’tan..
~ Gidemeyenlerden olmanın en kötü yanı gidememek değil, kalamamaktır aslında; seni kışkışlayan toprakta penah aramaktır hala.
~ Kullarına teslim oldukça Tanrı’ya yaklaştığına inanıyordu.
~ Çöken bir imparatorluktan kaçıp, çökmek üzere olan bir imparatorluğa sığınmışlardı.
~ İstanbul onlara yaramamış ya da onlar İstanbul’a yaranamamışlardı.
~ Büyümeden ölen bebekler ile yerleşilmeden terk edilen şehirlerin birbirine benzediğini fark etmişti.
~ İstemekle ölünmediği gibi ölmeye de isteği yoktu.
~Abisi ‘bir şey olmak’, ablası ‘her şey olmak’ isterken o da yıllar boyu yalnızca ‘olmamak’ istemişti.
~ Bir insanı sevmek, gamhanesinde bir türlü huzura erememiş hikayeleri tomar tomar çıkartıp, birer birer temize çekmek demektir. Aşk ise, o hikayelerin peşi sıra dalıp sevdiğinin hayalhanesine, onun tasvir ettiğinden daha ötesi ve tezyin ettiğinden daha çirkiniyle karşılaştığın halde, çıkmayı istememektir.
~ Kapalı bir sandığın içinde günışığına çıkmayı bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. Hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. Beni keşfetmeye çalışmanı da, keşfettiğini sanmanı da istemem. Tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanıyamamışken kendimizi. Başkaları hakkında edinilen bilgiler, çöplükten gelişigüzel çıkarılan yiyeceklere benzer. Tadına varamayacak olduktan sonra, kokutmak zorunda değiliz beynimizi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder