9 Aralık 2012 Pazar

Bir Kitabın İlk Satırları



Günler geceler boyu yazdı. Önce pembe kupasıyla üç kez sade kahve, daha sonra mavi kupasıyla dört bardak nane çayı ve en sonunda uyumaya karar verdiğini kendi kendine kanıtlamaya çalışırcasına yeşil kupasıyla iki bardak süt içti.
-
Mustafa’ya bağlılığının aşk değil sadakat olduğunu anlayabilmesi için yeni, dokunulmamış, hiç kimsenin çekmediği, Elif’e özel aptalca acılar çekmesi gerekiyordu.
-
Sorun mu? Sorunlar demek istedin galiba. Bir işim yok artık. Ailemden aldığım az bir miktar parayla hem bir ev bulmalı hem de birkaç parça yeni eşya almalı ve bütün bunlar olurken kendime uygun bir iş aramalıyım. Bütün bunlardan ailemin haberi olmamalı. En büyük sorunuma gelecek olursak, terk edildim. Buna terk edilmek de denmemeli. Rezil olmuş bir halde, herkesin içinde, kendi düğünümde, en kocaman gülümseyişlerimi yüzüme yerleştirip az sonra evli bir kadın olmayı beklerken, sessizce, gelinliğimle, aptal durumuna düşerek terk edildim desem daha doğru olur herhalde.
En yakın arkadaşım sandığım kız ofiste en büyük dedikodu fanım oldu. Şu an hiç kimseye güvenebileceğimi zannetmiyorum.!
Yeterli mi ?!
-
Acaba ağlamalı mıyım? Çok mu acınacak bir hale gelirim ki? Ağlamamalıyım. Güçlü olmalıyım. Evet.
Elif ! Sen tam bir aptalsın. Daha neyin gururunu yapıyorsun, niye ağlamamaya çalışıyorsun. Bütün bu misafirlerin, muhteşem bir düğün yerine gelmeyecek bir damadı bekleyen bir gelin gördüklerini hissedemiyor musun? Ağlamak için daha neyi bekliyorsun ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder